Sosyal Duygusal Becerilerin Yaşama Etkisi

Keyifli bir öğlen vakti telefonunuz çalıyor. Arayan çocuğunuz ve yüzlerce aday arasından işe alındığı müjdesini veriyor. Sizce bilgi ve deneyimin dışında hangi özellikleri onu öne çıkartmış olabilir? Kendisini ifade ediş biçimi mi? Beden duruşundaki güven mi? Konuşurken kurduğu göz teması mı? Yoksa gülümseyen yüzü mü? Şimdi de her ortama kolaylıkla adapte olan, herkesle rahat iletişim kurabilen, hatta “Onda şeytan tüyü var.” denilen birini düşünelim… Bu örneklerdeki bireylerin ortak özellikleri nelerdir? Acaba ilişkiyi başlatmakta ve sürdürmekteki tutumları nasıldır? Kendilerini iyi tanıdıklarını ve iyi ifade ettiklerini söyleyebilir miyiz? Bu sorulara evet cevabını vermemiz kaçınılmazdır. Bu durum onların sosyal duygusal becerilerinin güçlü olduğunu ve yaşam da başarıyı yakalayabileceklerini bize gösterir.

Sosyal duygusal beceriler, başka insanlarla iyi ilişkiler kurabilmek, bu ilişkileri sürdürebilmek ve verimli bir şekilde yönetebilmektir. Bir başka deyişle, sosyal duygusal becerileri yüksek olan insanlar, karşısındakinin mesajlarını doğru yorumlayabilir, ihtiyaçlarını kolayca sezebilir ve daha kolay empati kurabilirler. Kendi duygularımızı tanıdıkça, bu duyguları yönetebildikçe sosyal ilişkilerimiz gelişir. Sosyal beceriler, kişinin kişisel haklarını savunabilmesini, kendine uygun olmayan istekleri geri çevirebilmesini, gerektiğinde başkalarından yardım isteyebilmesini kolaylaştırır.

Sosyal Duygusal Gelişime Teorik Bir Bakış

İnsana dair ortaya atılmış her olgunun dayandığı bilimsel bir zemin vardır. Bu konuda öne sürülmüş kuramlara göz atarsak üç önemli kuramın göze çarptığını görebiliriz.

Sigmund Freud’un Psikanalitik Kuramı:
İnsan davranışını açıklayan en önemli kuramlardan biri kabul edilen psikanalitik yaklaşımda, sosyalleşme bir anlamda çocuğun anne babasına duyduğu duygusal bağın diğer kişilere uzantısı olarak görülür. Anne ya da annelik işlevini yerine getiren diğer kişiler ile kurulan ilk bağlar, sonraki tüm ilişkilerin doğası için belirleyici olur. Bebek dünyaya geldiğinde tam bir bağımlılık ilişkisi içerisinde yer alır, ihtiyaçlarının fark edilmesi ve uygun zamanda giderilmesi önemlidir. Kendisiyle eş duyum içinde hareket eden anne ile özdeşleşir, onu model alır. Bu dönemde annesiyle sıcak, sevecen ve güven verici bir ilişki yaşayan çocuğun yaşam boyu diğer insanlarla da benzer nitelikte ilişki kurması beklenir.

Erik Erickson’un Psikososyal Gelişim Kuramı:
İnsanların sosyal gelişimlerini açıklayan kuramlar içerisinde Erickson’un kuramı adından en çok sözü edilenlerden birisidir. Erickson’a göre bireyin psikososyal gelişimi doğumdan ileri yaşlara doğru uzanan sekiz evrede gerçekleşmektedir. Her evrede başarılması gereken gelişimsel bir görev vardır. Bu görevlerin başarılamaması, çözülmesi gereken bir kriz durumuna neden olur ve gelişimi aksatır. Güven duygusunun kazanılması ile başlayan ve benlik bütünlüğünün sağlanması ile sona eren bu evreleri başarı ile geçiren insanlar uygun sosyal davranış ve tutum içinde olanlardır. Çocuklar sosyal becerileri anne babalarıyla ya da bakıcı durumdaki kişilerle ilişki kurarak öğrenmeye başlarlar. Daha sonra sosyal gruba kardeşler, akranlar ve diğer yetişkinler katılır; sosyal beceriler böylelikle gelişir (Çetin ve ark; 2003).

Albert Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramı:
Bandura tarafından geliştirilen kurama göre öğrenme, gözlemleyerek ve modelleyerek gerçekleşmektedir. Bir diğer deyişle birey, başkalarının davranışlarını gözlemler ve sonra benzer koşullarda benzer biçimde davranır. Oyun ortamlarında çocuk akranlarını izler, onları örnek alarak sosyal davranışları öğrenme fırsatı bulur. Bu görüşe göre, olumlu davranışlar uygun örneklerin sağlanmasıyla öğrenilir.

Ülkemizde de bu konuda çalışmalar yapmış çok değerli isimlerden biri olan Prof. Dr. Füsun Akkök, sosyal becerileri altı grupta toplamaktadır:

  1. İlişkiyi başlatma ve sürdürme becerileri: Dinleme, konuşmayı başlatma, sürdürme, soru sorma, teşekkür etme, kendini tanıtma, yardım isteme, özür dileme, yönergelere uyma ve ikna etme.
  2. Grupla bir işi yürütme becerileri: Grupta iş bölümüne uyma, başkalarının görüşlerini anlamaya çalışma ve sorumluluğunu yerine getirme.
  3. Duygulara yönelik beceriler: Hem kendisinin hem de başkalarının duygularını anlama, duygularını ifade etme, karşısındakinin kızgınlığı ile başa çıkma, olumlu duyguları ifade etme ve korku ile baş etme.
  4. Saldırgan davranışlarla baş etmeye yönelik beceriler: İzin isteme, paylaşma, başkalarına yardım etme, hakkını savunma, alayla veya dışlanmayla baş etme, kavgadan uzak durma, kızgınlığı kontrol etme ve uygun biçimde ifade etme.
  5. Stres durumlarıyla başa çıkma becerileri: Başarısız olunan veya utanılan bir durumla, grup baskısıyla ve yalnız bırakılmayla baş etme.
  6. Plan yapma ve problem çözme becerileri: Ne yapacağına karar verme, sorunun nedenlerini araştırma, amaç oluşturma, bilgi toplama, bir işe yoğunlaşma.

Temelleri çocukluk döneminde atılan tüm bu beceriler, yetişkinlik döneminde de kişinin kendisini ifade edebilmesi, özgüvenli olması, çevresindeki bireylerle sağlıklı ilişki kurabilmesi, arkadaşları tarafından kabul görmesi ve sosyal anlamda bağımsızlık kazanması için önemlidir.

Sosyal Duygusal Becerilerin Gelişiminde Ailenin Rolü

Çocukların kişiliklerinin gelişiminde ebeveynlerin katkısı önemli bir rol oynar. Sosyal duygusal becerilerin gelişimini konu alan farklı araştırma bulguları bu süreçte ailenin izlerine sıkça rastlandığı görüşünü destekler.

Yapılan araştırmalar ebeveyn rolüne vurgu yaparak; anne babaların ve çocuklarının sosyal becerileri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu, duygularını kontrol edebilen ve sözel olmayan mesajları iletebilme konusunda yetkin olan ailelerin çocuklarının sosyal becerilerinin diğerlerine oranla daha gelişmiş olduğunu ortaya koyar.

Çocukta sosyal becerilerin gelişimini ele alan bir başka araştırma ise annenin rolü üzerinde durarak, annenin çocukla yakın ve uzun süreli etkileşiminin belirli beceri ve davranış şekillerini etkilediğini belirtir. Bu araştırmaya göre ebeveynlerle paylaşılan günlük yaşam deneyimleri çocukların sosyal beceri düzeylerinin gelişimini etkileyen bir faktördür.

Literatürdeki araştırmalarda, aile bireylerinin kendi sosyal yeterlilikleri açısından gelişmiş olmaları, çocukları ile iletişimlerini güçlü tutmaları, onların sorularına cevap verme eğilimlerinin yüksek olmaları çocuklarda sosyal beceri gelişimini olumlu yönde etkileyen etmenler arasında sıralanır.

Bebeklik Döneminde

  • Bu dönemin en temel duygusu “güven”dir. Birincil bakım veren kişinin (çoğunlukla anne) ağladığında bebeğe sarılması, ihtiyaçlarına uygun ve hızlı cevap verebilmesi, bebeğin kendini güvende hissetmesini sağlar. Bu temel güven duygusu, bireyin daha sonraki yaşamı için en önemli yapı taşlarından biridir.
  • Dile getirilmese bile annenin yaşadığı her duygunun bebek tarafından hissedildiği bir gerçektir. Bu nedenle kaygılı ve endişeli olunan zamanlarda sakinliği korumak önemlidir.
  • Bebeğin yeni denemeler yapmasına fırsat verilmesi ve cesaretlendirilmesi sosyal duygusal becerilerin gelişmesi için önem taşımaktadır.
  • Yaş dönemine uygun oyunların oynanıyor olması, oyun sürecinde verilen tepkiler, alınan hazın ifadesi de sosyal duygusal gelişimi destekler.
  • Çocuğunuzla bol bol sohbet etmek, ilgisini çeken farklı konularda kitaplar okumak ve akranları ile sık sık bir araya getirmek de önemlidir.

Çocukluk Döneminde

  • Bu dönemde ilk adım çocuğun duyguları tanımasına ve ifade etmesine yardımcı olmaktır. Bu da anne babanın kendi duygularını sık sık dile getirmesi ile mümkündür.
  • Her duygunun normal ve kabul edilebilir olduğu çocuğa söylenebilir. Örneğin, herkesin öfkelenebildiği bunun mutlu olmak kadar doğal olduğu, önemli olanın öfkemizi nasıl ifade ettiğimiz olduğu vurgulanabilir.
  • Çocuğun davranışının arkasında hangi duygunun yattığını anlamak önemlidir.
  • Çocuğumuzun ne hissettiğini anlamak, duygusunu kabullenmek kadar onun duygularını ifade etmesine fırsat vermek de sosyal duygusal gelişimi destekler.
  • Kendi duygusunu ifade etmeye başlayan çocuk karşısındakinin duygusunu da anlamlandırmak için hazır oluşluğa sahip demektir. Bu da empati becerisinin gelişmesi için ilk basamaklardan biridir.
  • Kişiler arası ilişkilerde başarının önemli anahtarlarından biri de dinleme becerisidir. Bu da çocuğa model olunarak öğretilir. Anne babanın çocuğunu dinlemede gösterdiği özen, uygun dinleme davranışının kazanılması için en önemli etkendir. Uygun dinlemeden kasıt, bedenen çocuğa dönmek, onunla göz kontağı kurmak, duygusunu hissetmek ve ona yansıtmaktır. Çocuğun uygun dinleme davranışını gösterdiği durumlarda da yüreklendirilmesi bu beceriyi hayatına geçirmesi için çok etkilidir.
  • Sosyal duygusal becerileri desteklemenin altında yatan temel prensiplerden biri çocuklara düşünmeyi, davranışlarının sonuçlarını üstlenmeyi ve sorumluluk almayı öğretebilmektir.
  • Bir sonraki adım ise çocuğun sorun çözme becerilerinin geliştirebilmesine yardımcı olmaktır. Bunun için de öncelikle yapılması gereken sorunların çocuklar adına çözülmemesi, nasıl çözebileceği konusunda aşağıdaki gibi bir yöntemin öğretilmesidir:
    • Sorunun tanımlanması
    • Çözüm önerilerinin üretilmesi
    • En uygun çözüme karar verilmesi (“Herkes için güvenli mi, adil mi, uygun mu?” soruları bu noktada sorulmalı, bazı önerilerin neden olamayacağı beraber netleştirilmelidir)
    • Karar verilen çözümün uygulanması
    • Değerlendirme yapılması (İşe yaradı mı? Yaramadıysa tekrar süreç baştan ele alınır.)

Kitap Önerileri

Anne Babalar İçin

  • Goleman, Daniel (2007). Sosyal Zeka: İnsan İlişkilerinin Yeni Bilimi, İstanbul: Varlık Yayınları
  • Shapiro, Lawrence E. (2010). Yüksek EQ’lu Çocuk Yetiştirmek, Anne-Babalar İçin Duygusal Zeka Rehberi, İstanbul: Varlık Yayınları

Çocuklar İçin

  • Roca, Nuria. Üzüntüden Mutluluğa Duygularınız, Ankara: Tübitak Yayınları.
  • Labbe, Brigitte. Çıtır Çıtır Felsefe, Ben ve Başkaları, Günışığı Kitaplığı
  • Gaudrat, Marie Agnes (2010). Bugün Bir Şey Öğrendim Arkadaşlık, İstanbul: Timaş Yayınları

 

Yazanlar:
Filiz Koçak
Psikolojik Danışman

Yelda Arslan
Psikolojik Danışman