Affetmek

Kişiler arası ilişkilerde çatışmalar ve anlaşmazlıklar kaçınılmazdır. Yaşanılan olay karşısında kişinin nasıl tepki gösterdiğidir önemli olan.

Bazı insanlar yaşadıkları kırılmalar sonucunda başa çıkma mekanizmalarını yardıma çağıramadan depresif bir konuma girebilirler. Bazen umutlarını ve hatta yaşama karşı isteklerini kaybedebilirler. Başlarına gelen olumsuz yaşantının içinde kalarak bu durumu yaşatan kişi veya kişilere karşı derin bir öfke hissedebilirler. Affedememe durumunda kişi acı, öfke ve korku gibi duygular yaşayabilir. Öfke ve kızgınlık gibi duyguları hisseden kişiler bedenlerinde de yansımalarını görebilirler. Mide ağrıları, mide yanması, hazımsızlık, tansiyonda artış, kalp atışında değişim, baş ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk, halsizlik, dikkatte dağınıklık ve huzursuzluk gibi belirtilerinden biri ya da birkaçı ile karşı karşıya kalabilirler.

Bazı insanlar ise yaşadıkları sorunlara bir şekilde çözüm yolları bularak hayatlarına devam edebilirler. Affetmek ötekine karşı duyulan olumsuz duyguların azalması olarak tanımlanabilir. Affetmenin fiziksel sağlık, ruh sağlığı ve ilişkiler üzerinde faydaları olduğu bilinmektedir. Affetmek, başkalarının yarattığı koşullardan ve olumsuzluklardan dolayı kişinin kendisine acı veren durumu ya da başkasının acı veren tutumlarının engellenmesi olarak da tanımlanabilir. Kişi zaman zaman geçmişe ait duyguları hatırlayabilir, ancak olayın yaşandığı zamandaki yoğun olumsuz duyguların zorlayıcı etkisi süreç içinde azalır.

Affetmenin Dört Adımı

Affetmekte zorlanan bireyler, affedemedikleri kişileri zihinlerinde tutmaya, onların yaptıkları olumsuz davranışları sürekli düşünmeye devam ederken affedebilen bireyler, zihin ve düşünce kalıplarının özgürleşerek olumsuz duygulardan ve etkilerinden kurtulabilirler. Affetmenin, kişilerin iş ve özel yaşantılarını organize etmelerine de dolaylı etkisi olabilir. Bireylerin yaşadığı birçok olumsuz duygu, onların günlük yaşantılarını ve rutinlerini etkin olarak sürdürmelerine engel olabilir. Bu durum, tıpkı hayat boyu frenleri kısmen basılı bir bisikleti sürmeye çalışmak gibidir. Kişiyi yavaşlatır, hayal kırıklığına uğratır ve ilerlemesini engelleyebilir. Ancak kişi affetmeyi deneyimledikçe kendisini kısıtlayan ve mutsuz hissetmesine neden olan duygularla baş ederek yaşantısını kolaylaştıracaktır.

Kişinin yaşantısını etkilemeye başlayan geçmiş deneyimlerle baş etmek için önce, kime karşı ve neden böyle hissettiği üzerine düşünebilmesi önemlidir. Böylece kişi bu yaşantısı ile ilgili nasıl hissettiğine dair bir farkındalık da oluşturabilecektir. Üçüncü adım olarak ise kişi affediyor olmasının kendi üzerinde yaratacağı olumlu duyguları ve yararı konusunda bir duyum oluşturarak bir diğer adım olan kendini affetmeye odaklanabilecektir.

Affedebildiğimizde…

Yaşanılan olumsuz deneyimin üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin hala kişinin kendini zarar gören olarak hissediyor olması, buna süreklilik içeren bir yetersizlik duygusunun eşlik ediyor olması ve içten içe o kişiye, benzer duyguları yaşatma isteğinin sürmesi kişinin karşısındakini affetmekte zorlandığını düşündürebilir. Yaşanılan olumsuz deneyimler kişinin yeni ilişkiler kurmasını zorlaştırabilir.

Affetmeyi gerektiren her durum içinde önemli bir yaşam deneyimini barındırır. Bunun sonucunu görebilmek ve bunu bir fırsata dönüştürebilmek için bazen yarayı yeniden deşmek, bu yara ile yüzleşmek gerekebilir. Kişi kendini üzmeyi bıraktığında, o kişiye, benzer duyguları yaşatma isteğinden vazgeçtiğinde, var olan enerjiyi kendini geliştirmek için kullandığında affedebildiğini hissedebilir ve bu da kişiyi özgür kılar.

Kendini Affetmek

Aile içerisinde, arkadaşlar arasında veya özel ilişkilerde karşılaşılan olumsuz bir davranış kişiler arası ilişkileri etkileyebilmektedir. Fakat çoğu zaman yaşanan bu olumsuz deneyimler gelişim ve değişime aracılık yapar. Bazı durumlarda duygular o kadar yoğundur ki kişi içinde bulunduğu durumun üzerinde yarattığı etkiyi kabullenmekte ve olaylar ile ilgili gereken sorumluluğu almakta zorlanabilmektedir. Bu gibi durumlarda olumsuz davranış üzerine düşünmek, duyguların farkında olmak, kabullenmek, sorumluluk almak önemlidir.

Kişinin kendini affetme sürecinde başından geçen olumsuz deneyimlerine sırt çevirmek yerine, duygularıyla bağlantı içine girmesi gerekebilir. Araştırmalar, temel psikolojik ihtiyaçları erken dönemde karşılanmış olan bir kişinin, etkin duygu düzenleme becerilerine sahip olabileceğinden ve bu durumun kişiler arası ilişkilere olumlu yansıyacağından bahseder.  Duyguların tanınması, kabul edilmesi ve olumsuz duyguların daha sağlıklı bir şekilde dışa vurulmasının sağlanabilmesi açısından suçluluk duygusu önem taşımaktadır. Suçluluk duygusunun, kişiler arası ilişkilerde ait olma duygusunu besleyen, duyguları ifade etme ve problem çözme becerilerine katkıda bulunma açısından besleyici olan ve sorun ile ilgili gerekli düzeltmeleri yapabilmek adına motive eden bir duygu olması nedeniyle, yapılan hatanın sorumluluğunu almaya yardımcı olacaktır. Böylelikle kendini affetme sürecinde daha olumlu bir yol alınacağı düşünülebilir. Suçluluk, doğruluk anlayışına zıt olan bir şey yapıldığında doğar. Kişinin kendini tamamen affedebilmesi için suçluluk ile utanç arasındaki farkı iyi anlaması ve bu iki duygu ile nasıl başa çıkabileceğini öğrenmesi gerekmektedir. Kişi, suçluluk duyduğunda “Kötü bir şey yaptım.”, utanç duyduğunda ise “Ben kötü birisiyim.” hislerine kapılabilir. Suçluluğu ortadan kaldırmak için, kendini cezalandırma, kendi kendini kınama veya her ne şekilde olursa olsun kendine zarar verme eğiliminden kurtulmak gerekir. Utançtan kurtulmak için ise kişinin kendisi ile uzlaşması gerekir. Utanç, bireylerin kendisiyle, özellikle zayıf veya bir şekilde kusurlu olan yönleriyle daha sağlıklı bir ilişki kurduğunda iyileşir.

Diğer taraftan, araştırmalar, erken dönemde temel psikolojik ihtiyaçları karşılanmamış olan kişilerin, duygularını anlama ve kabul etme gibi alanlarda zorluk çekeceği, bu nedenle kişiler arası ilişkilerde olması gereken empati kurmada zorluk yaşayabileceğini söylemektedir. Bu durumun, kişinin kendi yeterliliğini sorgulamasına ve böylelikle utanç duygusu yaşamasına zemin hazırlayacağı dikkate alındığında, kendini affetme sürecinin zarar görebileceği düşünülebilir.

Kendini affetmenin ilk evresi, kişinin kendisiyle yüzleşmesi, ikinci evresi sorumluluk alması, üçüncü evresi hatayı kabullenmesi ve dördüncü evre ise değişim evresidir. Kendini affetmenin gerçekleşebilmesi için bireyin diğer kişi ve kişilere karşı hatasını kabul etmesi gerekmektedir; böylelikle insan kusursuz olmadığı gerçeğini de kabul etmiş olmaktadır. Kişinin çevresindekilerin kendisinden mükemmel davranış beklediğini düşünüyor ve bu beklentiler doğrultusunda olaylara mükemmeliyetçi bir bakış açısıyla yaklaşıyorsa, kendisini affetmesi daha zor olacaktır. Bunun sebebinin, çevresindekiler tarafından yargılanmaktan veya utanç duymaktan korkması olduğu söylenebilir. Empati yeteneği yüksek olan kişilerin ise kendilerini daha kolay affedebildikleri görülmektedir.

Kendini affetme eğilimi olan insanlar için dört farklı kategoriden söz edilmektedir. Önemli konularda başarılı olamadıkları için kendini suçlayanlar; başkalarına ve kendilerine gerekli yardımı yapamadıkları için kendini suçlayanlar; bağımlılık gibi yıkıcı davranışlarda bulundukları için kendini suçlayanlar; başkalarını incittikleri için kendini suçlayanlar. Kısacası kendini affetmeyi başarabilmek için, kişinin öncelikle gerekli olan sorumluluğu alabilmesi, yapılan hatalı davranışın onarılması adına kişinin olumsuz duyguların farkında olması ve onları kabullenmesi gerekmektedir.

Kişi kendini affetme sürecinde öfke, kendini suçlama, kaygı, utanç ve pişmanlık hissedebilir, fakat sürecin sonunda kendini cezalandıran davranışlar son bulur. Kişi değişime ihtiyaç duyar. Kendisine ve başkalarına olan inancını geri kazanır. Böylelikle olumsuz duygular yerini empati, şefkat ve sevgi gibi olumlu duygulara bırakır. Araştırmalar, kendini affetme ile yaşam doyumu ve psikolojik iyi olma hali arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Kendi adına karar verebilen, insanlarla iyi geçinen ve problem çözme becerisine sahip olan kişilerin kendilerini affetmede daha başarılı oldukları görülmektedir.

Son Söz…

Başkalarını veya kendini affetmek, geçmişte yaşananlarla ilgili yoğun duygu ve yakınmalardan uzaklaşmak, dargınlığa, kin tutmaya ve kendine acımaya artık ihtiyaç olmadığını fark etmek demektir. Geçmişin bugün üzerindeki yıkıcı etkisinden kurtulmak, olumsuz duyguların gitmesine izin verip hafiflemektir.

Kişi affetmek yerine hayatın adil olmadığından şikâyet ederek yaşam sahnesinde mağdur rolünde kalmayı ya da affederek yaşamdan keyif almayı seçebilir. Mahatma Gandhi “Zayıflar asla affedemezler, affetme güçlülüğün bir özelliğidir.” demiş. İnsanları hatalarıyla, sorunlarıyla, kusurlarıyla kabullenmeyi ve affetmeyi öğrenebilmek, gelişmek ve olgunlaşmaktır. En zor olan şey kendini affetmek olsa da kişinin kendi hatalarıyla yüzleşmesi bir bakıma olgunlaşmadır. Unutulmamalıdır ki affetmek, kişinin kendine verdiği en büyük armağandır.

Yazan:
Meltem Erdinç Cingöz
Psikolog