Depresyon

Günümüz dünyasının yaygın psikolojik sorunlarından birisi olan depresyon, yetişkin bireylerin önemli kısmını etkileyen bir duygu durum bozukluğudur. İnsanlar bazen farkında olmadan yaşadıkları her olumsuz duyguyu depresyon olarak tanımlamalarından ötürü gündelik hayat içerisinde de kullanılma sıklığı artan bir terimdir. Zaman zaman kişinin kendini üzgün ve moralsiz hissetmesi hayatın bir parçası olmakla birlikte, çoğunlukla depresyonla karıştırılmaktadır. Oysaki günlük yaşam içerisinde bireyin bazen kendini üzgün, mutsuz, karamsar hissetmesi normal bir durumdur. Üzüntü, mutsuzluk genellikle bir olay, durum sonrası oluşabilir ve birkaç gün içinde geçer. Hayatta herkes bazı sıkıntılı zamanlarda bu duyguları yaşayabilir. Ancak kimi zamanda bu yaşantılar bazı kişiler için semptom halini alabilir.  Günlük aktiviteleri yerine getirememe durumu da yaşanmaya başlayınca kişi de var olan mutsuz ve umutsuz olma hali daha da artabilir. Eğer kişinin günlük aktivitelerini ve işlevselliğini bozacak derecede yoğun olumsuz duygular varsa, belirtiler şiddetli ve en az iki hafta süresince devam ediyorsa depresyonda olma olasılığı düşünülebilir.

Depresyon ruhsal çökkünlük olarak da adlandırılmaktadır. Depresyon kişinin hayattan keyif alma, mutlu olma gücünü geçici olarak kaybettiği, yaşamını ve işlevselliğini bozan, duygusal, zihinsel, davranışsal ve bedensel bazı belirtilerle kendini gösteren bir durum olarak tanımlanmaktadır.

Depresyonun Belirtileri

Depresyonun belirtileri ve şiddeti kişiden kişiye değişmektedir. Hafif, orta ve şiddetli düzeyde görülebilir. Depresyonun en belirgin belirtileri kendini mutsuz, umutsuz hissetme, daha önce keyif alınan şeylere karşı ilgisizliktir. Umutsuzluk ve çaresizlik duyguları o kadar yoğun olabilir ki bu durumun hiç geçmeyeceğini sanılabilir. Depresif duygu durumuna ek olarak konsantrasyon, dikkat problemi, dalgınlık, unutkanlık da görülebilir. Bazı bireyler günlük aktivitelerini yapmakta bile güçlük çekebilir. Suçluluk, özgüven eksikliği, kendini değersiz hissetme gibi duygu durumlarında değişiklik görülebilir. İştah, kilo kaybı ya da artışı şeklinde yeme problemleri, uyku bozukluğu, sindirim, cinsel işlev bozuklukları, yorgunluk, kronik ağrılar gibi bedensel sıkıntılar da belirtilere eşlik edebilir.

İnsan bir problemi olduğunda bunu ya dili ya da bedeni ile ortaya koyar. Bazen dil susunca beden konuşmaya başlar. Bazı bireylerde bedendeki fiziksel sıkıntılardan dolayı çeşitli tetkikler sonrası fiziksel bir rahatsızlık olmadığı görülür. Bu kişilerde görülen fiziksel semptomların varlığı depresyonla bağlantılı olarak düşünülebilir. Bazı bireylerde kaygı, kendini suçlu, güvensiz, değersiz hissetme artabilir ve kendine zarar verme düşünceleri şeklinde belirtiler de görülebilir.

Depresyonun Nedenleri

Depresyonun birçok nedeni olabilir. Depresyonun oluşumunda biyolojik, genetik, psikolojik ve çevresel faktörlerin rolü olduğu bilinmektedir. Bazen bu faktörler bir etkileşimle kişiden kişiye farklı oranlarda, türlerde depresyon oluşumuna yol açabilir. Aynı tip depresyon kişilerde farklı belirtilerle de kendini gösterebilir.

Biyolojik nedenler arasında başta beyindeki biyokimyasal bozukluklardan bahsedilmektedir. Beyindeki kimyasal ileticiler olan seratonin ve dopamin arasında bir denge vardır. Beyindeki seratonin adlı maddenin eksikliğinde depresyon ortaya çıkabilir. Bazı bedensel hastalıklar da depresyona sebep olabilir. Sara, beyin tümörleri, parkinson, alzheimer, beyin damar hastalıkları, kalp damar hastalıkları, kanser ve hormon hastalıkları bunlardan bazılarıdır. Kronik bir hastalık, kronik ağrı ve kullanılan çeşitli ilaçlar da depresyona yol açabilmektedir. Madde bağımlılığı ve alkol de beyin üzerinde yarattığı etkiler doğrultusunda depresyona neden olabilir.

Genetik yatkınlık depresyonda önemli faktörlerden biridir. Yapılan araştırmalarda, yakın aile fertlerinden birinde görülen depresyonun diğer aile bireyleri için depresyon riskini artırdığı görülmüştür. Özellikle anne ya da babada depresyon varsa çocuklarında da görülme olasılığı vardır.

Bazı kişilik özellikleri de depresyona bir eğilim oluşturabilir. Olumsuz benlik algısına sahip, karamsar, endişeli bireylerde depresyon görülebilir. Mükemmeliyetçilik, özgüven eksikliği, utangaçlık, çekingenlik, içine kapanıklık da depresyona girmeye sebep olabilir.

Yaşanan önemli bir stresin ardından depresyon gelişebilir. Ailevi problemler, ailedeki bir bireyin hastalığı ya da vefat durumu, eş ve iş kaybı da depresyonu tetikleyebilmektedir. Bazen de küçük, farklı farklı olay ve durumlar birikip depresyona sebep olabilmektedir. Ancak hayattaki bu tip zorlu durumlar ya da strese maruz kalmak her bireyde depresyona sebep olmaz. Çeşitli zorlukları yaşayıp depresyon geçirmeyen bireyler de vardır. Depresyondan etkilenme durumu bireyin güçlü ya da güçsüz bir kişi oluşuyla ilgili değil, biyolojik ve ruhsal yatkınlığıyla ilgilidir.

Depresyon Kimlerde Görülür?

Depresyon dünyada görülme oranı yüksek olan bir ruhsal sağlık sorunudur. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre daha fazladır. Kadınlarda daha fazla görülmesinin nedeni tam olarak bilinememekle birlikte, kadınlardaki hormon değişiklikleri, sorumluluklarının daha fazla oluşu, erkeklere göre uzman desteğine daha çok başvurmaları söylenebilir. Çocukluk döneminde görülme oranı düşük olmakla birlikte yaşlılık dâhil olmak üzere her yaş grubunda görülebilir. Depresyon görülme durumu sosyo-ekonomik ve kültürel duruma göre değişiklik göstermemektedir. Her meslek, öğrenim ve gelir grubundaki kişi depresyon geçirebilir.

Depresyonun Türleri

Depresyonun ilerleyişi açısından farklı türleri vardır. Bazı depresyon türleri hafif ve geçici olabilirken bazıları da şiddetli belirtiler gösterip uzun süre devam edebilir. Depresyonun türlerinin kendine özgü belirtileri, süreleri, görülme sıklığı, şiddeti farklı olsa da genel olarak benzerlik gösterirler. Sık görülen depresyon türleri olarak; Majör Depresif Bozukluk, Kronik Depresyon, Atipik Depresyon, Doğum Sonrası Depresyon, Mevsimsel Depresyon olarak sayılabilir. (Amerikan Psikiyatri Birliği, çev. Köroğlu, E. 2001, DSM-IV-TR Tanı Ölçütleri)

Majör Depresif Bozukluk klinik depresyon olarak da tanımlanmaktadır. Daha yoğun, şiddetli belirtilerin olduğu depresyon türüdür. Var olan belirtilerin çoğunu kişi çok şiddetli olarak deneyimler. Yaşamsal aktivitelerini sürdürmek konusunda çok zorlanır. Bazen yapamaz duruma gelebilir. Bu depresyon türünde kişide derin üzüntü, mutsuzluk, karamsarlık, değersizlik gibi depresif duygular hâkimdir. Kişi günlük aktivitelerini yapamaz, yemek yiyemez. Çalışmak ve sosyal yaşama uyum sağlamak kişi için çok zorlayıcı olabilir. Uyku bozuklukları, hayata, çevreye karşı ilgisizlik görülür. Tekrar eden ölüm ya da kendine zarar verme düşünceleri olabilir. Tedavi edilmediği takdirde intihara bağlı ölüm riskleri de vardır. Genellikle 20’li, 30’lu yaşlarda tanı konulur.

Kronik Depresyon; distimi olarak da adlandırılan bu depresyon türü majör depresif bozukluğa göre belirtileri daha az olmakla birlikte daha uzun süre devam eden türüdür. Kişinin ya kendisinin bildirmesi ya da başkalarınca gözlemleniyor olması ile belirli en az 2 yıl ve hemen hemen her gün yaklaşık gün boyu süren depresif bir duygu durumunun olmasıdır. Çeşitli ağrı, sızı, el ayak ve başta uyuşma, yanma, çarpıntı, göğüste sıkışma, mide bağırsak problemleri gibi fiziksel belirtiler ve isteksizlik, keyifsizlik gibi ruhsal belirtileri vardır. Günlük aktivitelere ilgi azalmasının yanında kişinin kendini mutsuz hissettiği görülür. Kişi, işini ve sosyal yaşamını devam ettirebilir ancak çevresi tarafından yaşamdan zevk almayan birey olarak da nitelendirilebilir.

Atipik Depresyon; bu depresyon türünde en belirgin duygu durumu tepkiselliktir. Çevresel olaylara aşırı duygusal tepki verirler. Belirgin kilo alımı ya da iştahta belirgin artma, hipersomnia (aşırı uyku), ağır paralizi (yani kollarda bacaklarda ağırlık belirtileri de görülür. Gece uykusunun uzun olmasına rağmen sabah uyanmada zorluk ya da gündüz uyuma görülebilir. Kendini külçe gibi ağır ya da yorgun hissetme belirtileri de vardır. Dinlenmeye rağmen yorgunluk geçmez.

Doğum Sonrası Depresyon; hamilelik süresince ya da doğum sonrasında görülen depresyon türüdür. Hamilelik ve doğumla vücutta gerçekleşen hormonal değişimin ve bir çocuk sahibi olmanın getirdiği sorumluluğun bu depresyon türünün oluşmasında etkili olduğu söylenebilir. Yaygın olarak da majör depresif bozukluğun belirtilerini gösterir. Araştırmalar doğum yapan kadınların %10’unda bu depresyon türünün görüldüğünü göstermektedir.

Mevsimsel Depresyon; mevsimsel depresyon sonbahar ve kış aylarında görülmesiyle diğer depresyon türlerinden ayırt edilebilir. Tanı kriterinde birbirini izleyen en az iki yıl içinde sonbahar ve kış aylarında tekrarlamış olması gerekmektedir. Depresyonda olan birey gün ışığının az olduğu aylarda, yaz aylarından daha olumsuz duygu durumu gösterir. Fazla uyuma, aşırı yeme özellikle karbonhidrat tüketimi, kilo artışı, enerji azalması, karamsarlık, sosyal çevreden çekilme şeklinde görülür. Genellikle ilkbahar ve yaz aylarında belirtiler ortadan kalkar. Kişi yaşamına kaldığı yerden normal bir şekilde devam edebilir.

Anne Babadaki Depresyon Çocukları da Etkiliyor…

Depresyon, anne babanın ebeveyn olarak işlevselliğini de etkileyebilir. Çocuğun evde rutinlerini devam edebilmesini sağlamak önemlidir. Depresyonda olan anne ya da baba çocuğa bakım, ilgi, sevgi gösterme, uyku, beslenme düzenini takip etme konularında yetersiz kalabilir. Bu tutum ve davranışlarının çocuklarını etkileyebileceğini bilmelerine rağmen en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanabilirler. Kendi ruhsal durumlarından ötürü çocuklarına tahammülsüzlük gösterebilirler. Duygu ve davranışlar da olumsuz yönde değiştiği için çocuklarıyla ilişkileri de bozulabilir.

Evde yolunda gitmeyen bir durum olduğunda ya da bir sorun yaşandığında bundan ilk etkilenecek olan çocuklardır. Depresyon yaşayan anne ya da babanın evde, davranış ve ilişkisel tutumlarının çocuk tarafından görülmemesi, yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu anlamaması mümkün değildir. Eğer çocuğun yaşı küçük ise evdeki bu durum çocuk tarafından anlamlandırılması zor olacaktır. Kendi yaptığı yanlış bir davranıştan ötürü anne ya da babasının öyle davrandığını düşünebilir. Bu durumda çocuk kendini sorgulayıp suçluluk hissedebilir. Anne babadaki depresyon çocuğun tüm hayatı boyunca onda olumsuz izler bırakan bir yaşam deneyimi de olabilmektedir.

Eğer anne ya da babada depresyon varsa depresyonda olmayan ebeveyne düşen sorumluluk çok önemlidir. Bu süreçte çocuğun ihmal edilmemesi, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanması, yerine getirilemeyen rolle ilgili diğer ebeveynin kapsayıcı rolü bu süreçte çocuk için destekleyici olacaktır. Eğer çocuğun yaşı küçük değil ise depresyonda olan ebeveynin durumu ve yaşanılan süreçle ilgili bir bilgi verilip bu zorluğun üstesinden aile olarak gelinebileceğinin anlatılması güven duygusunu oluşturacaktır. Yaşanılan durum ne kadar zor olsa da ruhsal olarak iyi olan ebeveynin sakin ve yatıştırıcı bir şekilde süreçle baş etmesi çocuğun da bu durumla baş etme becerisini destekleyecektir.

Ailedeki Bir Bireyde Depresyon Nasıl Anlaşılır?

Depresyon, önemli bir sağlık sorunu olmasına ve kişinin hayatında birçok olumsuz değişikliği beraberinde getirmesine rağmen kişinin kendisi ve çevresi tarafından fark edilmeyebilir. Eğer ailedeki bir birey sürekli karamsar, mutsuz, umutsuz, çökkün şekilde yaşamına devam ediyorsa, hayattaki her şeyi anlamsız bulmaya başlamışsa, geçmişte birlikte yapılan birçok etkinlik ve aktiviteye katılım göstermediği görülüyorsa ailenin bu belirtilere dikkat etmesi, bir şeylerin yolunda gitmediğini fark etmesi önemlidir.

Bireyin kendine bakım konusunda olumsuz değişimleri varsa, durgun, keyifsiz konuşmalar ya da hiç konuşma olmayışı görülüyorsa, duygusal yakınlığın azalması ve evdeki diğer aile üyelerine yabancılaşma gibi belirtiler gözlemleniyorsa bunun depresyon olabileceğini düşünmek gerekir. Ailedeki bir bireyin depresyonda olabileceği ya da depresyonda olması kişinin ailesi, yakın çevresi için de bazen kolay kabul edilememektedir. Bu tip belirtiler yoğun olarak görülüyorsa yakınları, kişiyi bir uzman desteği alması konusunda yönlendirmesi destekleyici olacaktır.

Bu Sürecin Eşlikçisi Aile…

Depresyon tedavi edilmesi gerekilen bir rahatsızlıktır. Tedavi edilmediğinde kronikleşebilir. Depresyonda olan kişilerin birçoğu kendilerindeki semptomları fark etmekte zorlanabilmektedir. Bu yaşanılan zorluk onların yardım almasını geciktirebilmektedir. Ancak depresyon yaşayan bireylerin çoğunun bir uzmana, bedensel semptomları olduğu zaman gittiği görülmektedir. Depresyonda olan bireyin yakınlarına da önemli görevler düşmektedir. Bu sürece eşlik eden kişilerin özellikle depresyon hakkında bilgi edinmeleri, bu sorunu yaşayan bireylerin içinde bulunduğu durumun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.

Depresyonda olan bireyle zaman geçirmek, ona iyi gelebilecek aktiviteleri birlikte yapmak için cesaretlendirmek ve sabırlı olmak önemlidir. Ancak sorun yaşayan kişi önerilere karşı isteksiz davrandığında onu zorlamamak ve ilgilenmeye devam etmek destekleyici olacaktır.

Depresyonda olan kişinin beslenmesi, ilaçların düzenli kullanımı konusunda hatırlatmalar yapılması önemlidir. Ailedeki bireylerin bu sorunun kısa sürede geçmeyeceği, her şeyin hemen değişmeyeceğini unutmamaları ve zamana ihtiyaç olduğunu göz önünde bulundurmaları sürece katkı sağlayacaktır.

Depresyonda olan bir aile bireyiyle ilgilenmek bazen zorlayıcı olabilir. Bunun için sürece eşlik eden diğer aile bireylerinin de ruhsal dünyalarını koruyabilmeleri, kendilerine de zaman ayırarak keyif aldıkları etkinlikleri ve günlük aktiviteleri yapabilmeleri önemlidir. Unutulmamalıdır ki tedavi sürecinin uzmanın desteği ile gidilmesi ve onun yönlendirmesi ile yapılması en sağlıklı yoldur.

Yazan:
Melek Atakul
Uzman Psikolojik Danışman