Dijital Ebeveynlik

Günümüzde teknolojinin hızlı gelişimi nedeniyle bilgi, iletişim ve etkileşim araçları yaygınlaşmıştır. Bilgisayar, tablet, akıllı cep telefonları, oyun konsolları ve internet kullanımı dünyada giderek artmaktadır. Teknolojiye ulaşmanın kolaylığıyla beraber iletişim kurma, öğrenme, eğlence gibi birçok alana ulaşmak mümkün olmaktadır. Bireyler internet üzerinden istediği bilgiye saniyeler içinde ulaşabilme, iş, çalışma hayatı, bankacılık hizmetleri, sosyal ağlar, oyun, alışveriş, müzik dinleme, film izleme gibi birçok nedenlerle teknolojik araçları daha fazla kullanmaktadırlar. Teknolojinin gündelik hayatın içerisinde bu kadar yaygınlaşmasıyla gün geçtikçe gelişen dijital bir dünya da oluşmaya başlamıştır.

Özellikle Covid-19 salgınıyla, sosyal mesafe ve izolasyonun zorunluluğu hayatın birçok alanında dijitalleşmeyi gerekli kılmış, dijital değişim hayatın birçok alanında etkili olmuştur. Birçok şeyin uzaktan yapılmasının zorunluluğuyla zamanın etkin kullanma ihtiyacı teknoloji daha yoğun kullanılır duruma gelmiştir. Örneğin daha geleneksel yollarla yapılan market alışverişlerinde bile dijital araçların kullanımı gittikçe artmıştır. Çalışma ve eğitim hayatında da dijitalleşmenin yaygınlaştığı görülmüştür. Çalışma hayatı uzaktan sürdürülmeye, toplantılar Zoom, Skype gibi dijital programlar üzerinden yapılmaya başlanmıştır. Eğitim-öğretim süreçleri de dijital yollarla gerçekleştirilmeye, öğretmen dersini çevrimiçi anlatmaya, öğrenci de derslerini çevrimiçi dinlemeye, ödevini, projesini de çevrimiçi yapmaya çalışmıştır. Salgın öncesinde dijital araçların sınırlı kullanımı için çaba gösteren anne babalar salgın süreciyle beraber öğretimin de çevrimiçi yapılmasıyla çocuklarını ekran karşısında tutabilmek için gayret göstermişlerdir.

Dijital dünyaya yaşı ve tecrübesi nedeniyle yeterince hazır olmayan çocuklar dijital ortamlarda öğrendikleri bilgiyi nasıl kullanabilecekleri ve karşılarına çıkan durumlarla nasıl baş edebilecekleri konusunda sıkıntılar da yaşamaktadırlar. Çocuğun çevresinde bu kadar çok dijital araç varken bunları merak etmesi, kullanmak istemesi çok doğal ve beklenilen bir durumdur. Bu dijital araçları doğru ve etkili şekilde kullanabilmesi için anne babaların çocuklarına yol gösterici olması önemlidir. Çocukların dijital dünyaya uyumlanabilme becerilerini artırabilmeleri için anne babaların da dijital dünyayı biraz tanıyor olmaları gerekmektedir. Çocuklarına teknolojinin doğru kullanımı konusunda örnek bir rol model olabilmeleri, onlara doğru kullanım ile ilgili bilgileri öğretebilmeleri için dijital ebeveynlik diye bir kavram ortaya çıkmıştır. Peki dijital ebeveynlik nedir?

Dijital ebeveynlik; anne babaların dijital değişimin, dönüşümün farkında, dijital araçları kullanabilme ile ilgili bilgileri öğrenmeye meraklı ve açık olması, dijital dünyanın sunduğu yararları ve olası riskleri de bilmesi, bu risklere karşı çocuğunu koruması ve aynı zamanda ona iyi bir örnek olmaya çalışmasıdır. 

Dijital Dünya ve Çocuk

Anne babaların kendi çocukluklarında kullandıkları teknolojiyle, çocuklarının kullandığı teknolojik araçlar arasında  fark vardır. Geçmişte, teknolojik araçlardan sadece televizyon, radyo ve ev telefonları varken günümüzde çocuklar teknolojik araçlarla çevrelenmiş bir dünyaya doğmaktadırlar. Hatta daha anne karnındayken çekilen ultrason görüntülerinin sosyal medya hesaplarında paylaşılmasıyla çocuğun teknoloji ile tanışması başlamaktadır. Bazı çocukların ayakkabısını bağlayamazken düğmesini ilikleyemezken ya da konuşmayı öğrenemeden akıllı telefona ve tabletlere bir yetişkinden daha fazla hâkim olabildikleri görülebilmektedir.

Bazı evlerde çocuklar kontrolsüz bir şekilde dijital araçlarla yoğun bir zaman geçirmektedir. Çocuğun oyalanması için televizyonu açıp önüne oturtulması ya da bırakılması, yemek yemesi ya da anne babanın kendi işini yapabilmesi için eline tablet verilmesi şeklinde dijital araçlara yoğun olarak maruz kalma durumları da görülebilmektedir. Çocuğun erken yaşta teknoloji ile tanışması ve dijital dünyanın içine çok fazla girmesinin aileler tarafından fark edilmediği de gözlenebilmektedir.

Teknoloji doğru kullanıldığında birçok faydası bulunmaktadır. Dijital araçların; çocuğun bir dersi için araştırma yapabilme, işlediği konuya uygun video izleme, yaşına uygun onu sıkmayacak bilimsel yazıları takip edebilme, ilgi duyduğu ya da yeteneğinin olduğu bir alanda kendini geliştirme şeklinde yararları bulunmaktadır. Video oyunlarının akla hep zararları gelmekle birlikte bazı oyunların çocuk için problem çözme ve strateji oluşturma becerilerinin gelişmesine katkısı olabileceğini unutmamak önemlidir. Ancak çocuğun bu dijital araçları nasıl kullandığını birlikte gözden geçirmek, oyun oynamanın dışında kodlama, tasarım yapma şeklinde yeni bir şeyler üretmeye ve öğrenmeye yönelik ona alan açmak da çok kıymetlidir.

Uygunsuz içeriklere maruz kalma dijital araçların kullanımında en sık karşılaşılan sorundur. Çocuk, internette dolaşırken eğer aile koruma programı yoksa karşısına yaşına ve gelişimsel sürecine uygun olmayan cinsellik ya da şiddet içeren görüntü, resim ve videoların çıkması olasıdır. Anne babalar dışarıda çocuklarına tanımadıkları kişilerle konuşmamalarını öğütlerken çocuk, odasında sanal ortamda hiç tanımadığı bir kişiyle sohbet edebilir. Çocuğun sosyal ağlar yoluyla ya da oynadığı oyunda hiç görmediği, tanımadığı kişilerle sohbet etmesi anne babayı haklı olarak endişelendirebilir. Dijital ortamda sohbet ettiği kişi kendi yaşına uygun yaşlarda olmayabilir ve çocukla güvenli olmayan bir iletişimde bulunabilir.

Dijital araçları uzun süre ve kontrolsüz bir şekilde kullanım çocuğun fiziksel, sosyal, duygusal ve dil gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir. Hareket ihtiyacı olan çocuğun uzun süre ekran karşısında hareketsiz kalması, yemeğini bile ekran karşısında yemesi fiziksel gelişimine ve beslenme düzenine zarar verebilir.

Sosyal medya hesaplarında paylaşılan sosyal akımlar (Challenge videoları gibi) rekabeti ve eğlenceyi içerse de bazen tehlikeli ve riskli olabilir. Özellikle ergenlik döneminde kendilerine zarar gelmeyeceği duygusunu yaşadıkları için tehlikeli olan sosyal akımları da yeni deneyimler elde edebilmek için gerçekleştirebilir ya da daha küçük yaştaki bir çocuk bunları denemek isteyebilir. Bu tip denemelerin olası tehlikelerini konuşmak çocuğu koruyucu bir yaklaşım olacaktır.

Anne Babaların Dijital Ebeveynlik Rol ve Sorumlulukları

Anne babaların çocuklarını dış tehlikelerden koruduğu kadar dijital dünyanın da risklerinden koruma sorumluluğu vardır. Nasıl bir çocuğun sokağa çıkmasına izin verilmiyorsa dijital araçlarla da tek başına bırakılmaması önemlidir. Özellikle okul öncesi ve ilkokul çağında çocukları ekran karşısında tek başına bırakmamak, yaptıklarıyla ilgili sohbet etmek doğru olacaktır. Bunun yanı sıra ergene ise, kendi başına kalabilmesi, sorumluluk bilincinin verilmesi ve oradaki süreci yönetebilmesi için fırsat verilmesi önemlidir.

Doğru olan yaklaşım çocuğun yaşına uygun bir çerçevenin çizilmesi, sınırların belirlenmesidir. Bazen ailenin tamamen yasaklama şeklinde bir yaklaşımı da olabilmektedir. Yasaklamak yerine çocuğa eşlik edebilmek gereklidir. Anne babaların dijital araçları tamamen kısıtlamak yerine doğru kullanımla ilgili çocuklarını yönlendirmeleri yerinde olacaktır. Anne babalar; “Çocuğu dijital dünyada çok zaman geçiriyor diye tepki verip bilgisayarını kapatmasını, telefonunu bırakmasını istemek yerine ne yaptığı, neyle meşgul olduğu, ne öğrendiği ya da hangi sorununu çözmeye çalıştığı ile ilgili olarak konuşmanın yollarını arayabilirler.” (Blum-Ross, & Livingstone, 2017)

Çocukla dijital araçları yaşına uygun olarak ne zaman ve nasıl kullanacağı karşılıklı konuşularak düzenleme yapılabilir. Bunu yapabilmek için de anne babaların öncelikle dijital dünyayı anlaması ve bilgi sahibi olmaya çalışması gerekmektedir. Anne babanın temel düzeyde dijital araçları ve interneti kullanabilmesi, gizlilik politikaları bilgilerine sahip olması önemlidir.  Amerikan Pediatri Derneği’nin “Kendi ailenize özgü bir medya kullanma planı oluşturun. Bu planın içerisinde, çocuklar ve anne babaları için uyulacak kurallar ve dijital medyasız zamanlar da belirlenmiş olsun.” (Blum-Ross, & Livingstone, 2017) şeklinde önerisi de bulunmaktadır. 

Anne Babalar Dijital Dünyadaki Risklere Karşı Çocuklarını Nasıl Koruyabilir?

Anne babaların teknoloji kullanımı konusunda çocuklarına rol model olduklarını unutmamaları gerekmektedir. Ailece birlikte geçirilen ya da birlikte bir şeyleri yapmaktan keyif alınan zaman dilimlerinde anne babanın sürekli telefonlarını kontrol etme davranışı çocukla olan güven ilişkisine zarar verebilmektedir. Çocuğun tanık olduğu davranışları gözlemleyerek rol modellemesi kaçınılmazdır. Çocuğun yoğun sosyal medya kullanımı varsa anne babanın sosyal medya kullanım alışkanlıklarını da gözden geçirmesi iyi olabilir.  Anne baba bu tip dijital araçları çok sık, sınırsız kullanırken çocuğuna sınır koymaya çalışması ya da tamamen yasaklaması da gerçekçi bir durum değildir.

Çocuğun telefonda ya da internette filtre programı olmadan uzun süre geçirmesi ve anne baba tarafından bir kontrol mekanizmasının olmaması çocuğun karşılaşabileceği riskleri artırmaktadır. Anne babalar, çocuğunu bilişsel, sosyal ve duygusal olarak etkileyebilecek zararlı içeriklere ulaşmayı engelleyebilecek aile koruma programları, filtre programları, anti-virüs programları kullanarak durumu kontrol edebilirler. Çevrimiçi ortamlarda özel hayatın gizliliğine dikkat etmeye, öğrendiği bilginin doğruluğunu sorgulamaya, kaynağını araştırmayı öğrenmesine yol gösterici olabilirler. Çocuk, tanımadığı, bilmediği kişilerden gelen e-postaların içinde yer alan linkleri, bağlantıları açmaması gerektiği ve bunun olası zararları konusunda aydınlatılmalıdır. Kişisel bilgilerini saklamasının neden önemli olduğu, hangi bilgilerin kendisine özel olduğu, kendi kişisel bilgilerini tanımadığı kişilerle ya da çevrimiçi ortamlarda paylaşmaması gerektiği, güvenlik ayarlarını nasıl kullanabileceği anlatılmalıdır. Iltar (2019) “Çevrimiçi ortamda tanımadığı kişilere kendisiyle ilgili bilgi vermemesi, tanımadığı kişilerden gelen arkadaşlık ve takip teklifini kabul etmemesi ve sosyal medya hesaplarını herkese açık değil de “gizli” modda kullanması konusunda bilgilendirilmelidir.” der.

Çocuğun neyi, ne kadar paylaşabileceği konusunda bilgilenmesi için bunların aile ortamında konuşulabiliyor olması ve aynı zamanda anne babanın çocuğu dinleyebilmesi de önemlidir. Dijital uygulama ve ortamlarla ilgili söylediği bir söze ya da yaptığı bir davranışa hemen tepki gösterildiğinde çocuk ilerleyen süreçlerde aile ile bir şey paylaşmamayı tercih edecektir. Çocuğun yoğun bilgisayar, telefon, tablet kullanımı varsa anne babanın dijital araçların zararlarına odaklanıp çocukla ilişkiyi bozması yerine faydalarına odaklanıp çocuğun ilgisi, yeteneği doğrultusunda yönlendirmesi daha doğru olacaktır. Örneğin çocuk çizimle ilgileniyor, tasarım yapmayı istiyorsa aile, çocuğunun yoğun kullanımını daha doğru bir şekilde yönetebilmesi için onun takip edebileceği tasarım, çizim uygulamaları konusunda yönlendirilebilir.

Anne babanın çocuklarına oyun ya da uygulama indirmeleri için kendi kredi kartı bilgilerini paylaşmaması doğru olacaktır. Eğer yaşı daha büyük bir ergen ise izin verilebilecek miktarda yani sınırlama yapılarak ya da kendi harçlığından ödemesi koşuluyla bir kredi kartı bilgisinin paylaşılması yerinde olabilecektir.

Çocuğun yaşı eğer küçük ise kullandığı dijital araçları odasında kontrolsüzce kullanmaması için evin ortak alanında kullanması sağlanabilir. Yaşı küçük olan çocuğa kendisine ait olacak şekilde bir dijital araç alınmamasına dikkat edilmelidir. Ayrıca oyun ve film seçiminin çocuğun yaş düzeyine uygun olması için anne babanın takibi çok önemlidir. 

Dijital araçların kullanımı ile ilgili sınırların belirlenmiş olması çocuğun da hayatını düzenlemeye yardımcı olur. “Amerikan Pediatri Derneği’ne göre 2 yaşından önce çocuk ekranla karşılaşmamalı, televizyon, tablet, akıllı telefon gibi dijital araçlardan uzak tutulmalıdır. Derneğe göre 2 yaşından büyük çocukların ise günde bir iki saatten fazla ekran karşısında kalmaması gerekir.” (Öner 2017). “Fransız psikiyatrist Serge Tisseron’un geliştirdiği 3-6-9-12 kuralına göre de çocuğa 3 yaş öncesinde ekran olmamalı, 6 yaşına kadar kendine ait bir oyun konsolu ya da dijital bir aracı olmamalı, yanında bir yetişkin olmadan ekranla karşılaşmamalı,  9-12 yaşları arasındaki çocuklar internete anne babasının kontrolünde girmeli, 12 yaşından önce sosyal medya hesabı olmamalıdır.” (Koral, 2020). Özellikle uykudan bir saat kadar önce teknolojik araçların kullanımını bırakmak sağlıklı bir uykuya geçiş için önemlidir.

Teknoloji bu kadar hayatın içine girmiş olsa da çocuk ve ergenlerin iletişime, etkileşime, hareket etmeye ihtiyaçlarının olduğunu unutmamak gerekir. Önemli olan bu noktada onları yönlendirmek gerektiğidir. Onunla vakit geçirebileceği, öğrenebileceği, eğlenebileceği etkinlikler planlamak, yaşıtlarıyla beraber etkileşim içinde olabileceği ortamlar yaratmak fiziksel, psikolojik, sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleyici olacaktır.

Yazan:
Melek Atakul
Uzman Psikolojik Danışman