Yaşamın Provası: Oyun

Oyuncaklar, insanlık tarihi kadar eskidir. Kimi zaman bir kibrit kutusu kimi zaman da bir dal parçası türlü türlü hikâyelerin sahnelendiği oyunların araçları olmuştur. Pompei, Sus, Lalaş antik kent kazı buluntuları arasında, toprak malzemeden yapılmış minyatür ev eşyaları, hayvancıklar, arabalar, askerler, kilden minik ev figürleri, tahtadan kılıçlar, yaklaşık 5000 yıl öncesine ait bulgularda, günümüzdekine çok benzeyen ahşap topaçlar bulunmuştur.

Oyun ve oyuncak her çağda insanların büyüme kaynaklı gerilimlerinin yansıtıcısı olmuştur. Büyümek küçük gözlerle gözlemlemek demektir, etrafta olup biten ve yetişkinlerce sıradan anlamlar yüklenen birçok olay büyümekte olan çocuklar için henüz çok yenidir. Bu, merak uyandırdığı gibi ürkütücü de olabilmektedir. Dil becerileri henüz gelişirken merakını bir oyun aracıyla ifade edebilmek çok daha kolaydır çocuk için; ihtiyaçlarını, isteklerini bize oyunla anlatması ona aynı zamanda güvenli de gelir. Padişahın yerine geçip orduyu yöneten, evin akşam menüsünü hazırlayan, pilotluk denemesi yapan ya da öğretmen olup arkadaşlarına ders anlatan çocuklar, doğal oyunlarla ve çarçabuk bulunmuş dönüştürülmüş oyun araçlarıyla rol modellerinin yerine geçip büyüme provası yaparlar. Oyun ve oyuncağın varlığının insan varoluşu kadar eski olması bu temel varsayımlarla açıklanabilir. Bu serüven Sunay Akın tarafından ülkemizde kurulan ilk oyuncak müzesinde de belirgin olarak izlenmektedir. Oyun ve oyuncağa dair bu evrensel varsayımlar, psikoloji biliminin de ilgi alanına girmiştir.

“Oyun sözcüğün hiçbir kullanımıyla içeride sayılmaz. Ama dışarıda da değildir. İnsanın dışarıda olanları denetleyebilmesi için düşünmek ya da istemekle kalmayıp bir şeyler yapması gerekir ve bir şeyler yapmak zaman alır. Oyun oynamak ise yapmaktır.”

– Winnicott

Psikanalist Winnicott’a göre sağlığın bir göstergesi olan ve evrensel olan oyundur; oyun oynama büyümeye, dolayısıyla sağlığa katkıda bulunur, grup ilişkilerine girmeyi sağlar, psikoterapide ise bir iletişim biçimi olabilir. Psikanaliz, oyun oynamayı insanın kendisiyle ve başkalarıyla iletişim kurmasına hizmet eden çok özel bir yol olarak görür.

Oyun; çocuğun hiç kimseden öğrenemeyeceği konuları kendi deneyimleri ile öğrenmesidir ve sonucu düşünülmeden, eğlenme amacı ile yapılan hareketlerdir (Yavuzer, 2011). Diğer bir araştırmacı olan Görün ise, oyunu, çocuğun fiziksel ve bilişsel yapısını geliştiren, nesneler dünyasıyla ilişki kurmasını, özgürlük ve bireysellik kazanıp toplumsallaşmasını sağlayan, çocuklar arasında bir anlaşma yolu olarak tanımlamaktadır. Alternatif eğitim, oyun ve oyuncaklar konusunda araştırmalarıyla tanınan Şenol (2007); “Oyun eğlenceye yönelik bir etkinlik olarak tanımlanır. Bebek ve çocukların gelişimleri sırasında olgunlaşma ve sosyal boyutun erken gelişmesinde oyunun önemi belirgindir. Ayrıca içinde yaşanılan kültürün önemli etkilerinden olan araştırma duygusunun ve kurallara uymanın öğrenildiği ve geliştirildiği yer de oyunlardır.” der.

Oyun kavramını ele alan en eski kuramlarda oyunun dinlenme ihtiyacından kaynaklanan, yorgunluk giderici bir etkinlik olduğu savunulmaktadır. Herbert Spencer oyunun harcanan fazla enerji sayesinde gerginliği azaltacağı ve oyun oynayan çocukların daha sağlıklı olacağını vurgular. Karl Gross da oyunun gerçek hayatın zorluklarından korunmak için hazırlık fırsatı olduğunu ileri sürer. “Oyun, gelecekteki çalışmaların bir ön hazırlığıdır.” der. Oyunun duyguların dışavurumu olduğunu belirten Freud ile Pestalozzi, Froebel ve Montessori gibi eğitimciler de oyunun amaçlı bir eylem olduğunu ve oyun sayesinde çocuğun gerçek yaşamda başa çıkamadığı eylemlerle oyun yoluyla başa çıktığını ileri sürerler.

Oyuncak

Oyuncaklar, büyümekte olan çocuğun yetişkin becerilerini öğrendiği, kendini ortaya koyduğu araçlardır. Şenol, (2007) oyuncağı; “Gelişim basamakları boyunca çocuğun hareketlerine düzen getiren, zihinsel, bedensel ve psiko-sosyal gelişimlerinde yardımcı olan hayal gücünü ve yaratıcı yeteneklerini geliştiren tüm oyun malzemeleridir.” diye tanımlıyor.

Okul öncesi dönem gelişim basamakları açısından oyun çağı olarak adlandırılır. Bu dönemde, oyun ve oyun materyallerine karşı doğal bir ilgi söz konusudur. Büyüme ve gelişmenin en hızlı olduğu bu çağda artan bir üretkenlik ve ebeveyne benzeme, onu taklit çabası da vardır. Bu noktada her materyal ya da alan, oyun için bir araç haline gelir. Tüm oyuncaklar ya da aslı oyuncak olmayan oyun araçları boyutları, şekilleri, kullanım alanları ve malzemeleri bakımından çok yararlıdır. Çocuk yaratıcılığının ve doğallığının simgesel ifadesidir oyuncak. Hemen hemen 90’lı yıllardan önce doğan her yetişkin dal parçaları kullanarak çelik çomak oynamayı, kibrit kutusu ya da gazoz kapaklarından geliştirilen türlü türlü oyunları, SOS, XO gibi toprak üzerine ya da kağıda çizilerek oynanan oyunları hatırlayacaktır. Oyun oynarken çocuk, gruba uymayı, takım olmayı, işbirliğini, dayanışmayı, beklemeyi, paylaşmayı öğrenecektir. Çocuk için en önemli unsur oyuncağın sağlamlığıdır. Tüm oyuncakların merak ettiren ve kolayca bozulmayan özellikleri olması, üstelik ilk akla geldiğinde bulunabilmesi yaratıcı ve pratikliğin özünü oluşturmaktadır. Ayrıca, çocuk zarar verdiği ya da bozacağı hissine kapılmadan oyununu sürdürebilmelidir.

Oyuncak Seçimi

Çocuğun yaşamında böylesine önemli bir yer tutan oyun kavramı “Uygun materyal ne olmalı?” sorusunu da akla getirmektedir. Seçilecek oyuncak çocuğun yaşına, ilgisine, becerisine, yeteneklerine ve gelişim düzeyine uygun olmalıdır. Oyun ve oyuncaklar, çocuklar için gerçek yaşamın provalarının yapıldığı öğrenmeye olanak sağlayan araçlardır. Oyuncaklar özellikle sağlam malzemeden yapılmış olmalı ve oynanırken kırılma veya zarar verme endişesini çocuğa yaşatmamalıdır. Çabuk kırılan veya bozulan bir oyuncak yanlış yapma korkusunu tetikleyebilir.

Günümüzde plastik, oyuncak yapımında en çok kullanılan malzemedir. Bununla birlikte dijital içeriğe sahip elektronik oyuncaklar da ebeveynler tarafından oldukça yaygın olarak tercih edilmektedir. Ancak, doğal malzeme kullanılarak üretilmiş oyuncak alan ebeveynlerin varlığı da göz ardı edilmemelidir.

Çocuk tarafından, doğal ve gerçek materyaller, saatler, kutular, eski eşyalar, mutfak malzemeleri, tornavida, çekiç ve çiviler ilginç birer oyun aracı olarak seçilebilir. Oyuncak satın alırken cinsiyet ayrımı yapılmalıdır. Kız ve erkek çocukların birlikte oynayacağı oyuncaklar da özellikle tercih edilmelidir; çünkü kimliğe uygun rol gelişimi çocuk tarafından farklı roller denenerek ortaya çıkmaktadır. Oyuncaklar aynı zamanda kolaydan zora basitten karmaşığa bir düzen içinde olmalıdır. Bu durum çocuğa, başarma ve beceri geliştirme olanağı sunar. Çocuğun yaşına uygun olmayan oyuncaklar alınmamalıdır; çünkü çok basit oyuncaklar sıkılmasına, karmaşık oyuncaklar ise kendine güvenini yitirmesine neden olabilir.

Çok fazla oyuncak almak yerine, gerekli durumlarda eski oyuncakları tamamlayacak parçalar satın alınmalıdır. Eğitimci Dr. Fitzhugh Doson’a göre; oyunun % 90’ı çocuk tarafından yürütülüp % 10’u oyuncakla sağlanıyorsa bu oyuncağın yararlı olduğu anlamına gelir. Oyunun % 90’ını oyuncağın, % 10’unu çocuğun sürdürdüğü oyuncak ise gelişimsel olarak yararlı değildir. Örneğin pilli bir bebek, pille yürüyen bir hayvan, pille işleyen tren gibi oyuncaklarda, oyunun % 90’ını oyuncak yerine getirir. Çocuğa sadece oyuncağı işleten düğmeyi kurmak kalır. Oysa çeşitli biçimlere sokulabilecek tahta küplerle oynayan çocuk, oyunun % 90’ını kendi sürdürür. Bu tür oyuncaklar, çocuğun kendine güvenini ve yaratıcılığını geliştirir.

Bugünün Oyuncakları

2011 de yapılan, “Günümüzde Çocuk Oyunlarında ve Oyuncaklarında Yaşanan Değişimler” sempozyumunda sunulan bir bildiride, çağımız çocuklarının teknolojinin gelişimi ile birlikte kontrolden çıkmış, hızlı tüketime yönelik dijital oyun ve oyuncak seçimlerinin; gelişimlerine, eğitim-öğretimlerine ve duygusal dünyalarına etkilerine vurgu yapılmıştır. Oyuncaklar ışık hızıyla etkisini kaybederken, alındıktan kısa bir süre sonra bir kenara bırakılır, çocuğun yaşamına gelişimsel bir katkıda bulunamazlar.

Elektronik oyuncak, çocuğun kendini kapatıp etkileşimi sınırlandırmasına neden olan bireysel bir oyun olması nedeniyle eleştirilmekle birlikte, tersini iddia eden araştırmalar da mevcuttur. Özellikle sosyal ağlar vasıtasıyla oynanan dijital oyunlarda bağımlılık kriterlerinden uzak olmak kaydıyla bazı sosyal becerilerin geliştiği vurgulanmaktadır. Bu tarz oyunların dikkat, algı, el-göz koordinasyonu ve muhakeme gibi bazı zihinsel işlevlerin gelişiminde yararları bulunmasına karşın, elektronik oyuncaklar çocuğun gerçek anlamdaki oyun faaliyetini ve sosyal gelişimini olumsuz bir biçimde etkilemektedirler.

Anne babalar tarafından üzerinde önemle durulması gereken bir başka konu da oyuncak çeşitliliğidir. Bazı ebeveynler oyuncak sayısını zenginleştirerek çocuğun gelişimini hızlandıracaklarına inanırlar. Oysa çocuğun kendisinin de şekil verdiği, katkıda bulunduğu, her seferinde farklı bir oyuncak almak yerine, birbirini tamamlayan ve nitelikli oyuncaklar alınmalıdır. Çocuğun kendi kendine oynayabileceği oyun malzemelerinin yanı sıra yaşıtlarıyla oynayabileceği oyuncaklar da almalıdır.

Tüm çağlar boyunca kültürel mirasın güncel takipçileri olan çocuklar, oyunlarında en çok doğal malzemelerle oynamışlardır. Çağımızın kültürel ve teknolojik gelişiminin ve ekonominin zorladığı tüketim olgusuyla beraber sanal ve sentetik oyun anlayışı da sepetlerimizi doldurmaktadır. Ancak bu her çağda her yaş grubu için oyuncak olarak kullanılmış olan tüm doğal malzemelerin gerçek değerini azaltamamıştır.

Günümüzde de doğal malzemelerin en iyi oyun araçları olduğunu düşünülmektedir. Birçok uzmana göre kum ve su iki yaşından itibaren tüm yaşlar için temel oyun malzemesi olarak kabul edilmektedir. Su, kum, toprak ve taşlar oyun malzemesi olarak hiçbir işlem görmeden kullanılırken, bir başka doğal malzeme olan ağaç, işlem görmekte, şekillendirilmekte, kimi zaman sadece el emeğinin, kimi zaman yüksek teknolojik makinelerin katkısıyla oyuncak olarak sunulmaktadır. Ahşabın oyun aracı olarak doğal haliyle kullanılması da söz konusudur.

Oyun Malzemeleri

Oyun materyallerini çocuğun gelişimine sağladığı yarar açısından farklı gruplarda ele alabiliriz. Birinci grup, çocuğun kendi dışındaki çevreyi tanımasını ve kendi deneyimlerini oluşturmasını sağlayan malzemelerdir. Kum, toprak, kil, çamur, su ve boyalardan oluşur. Çocuk malzemeye kendisi şekil verdiği için hayal gücünü ortaya çıkartır ve tutma, kavrama ve şekil verme yönünü geliştirir.

Çocuğun yaratıcı yeteneğini ortaya çıkartmasını sağlayan boya, tebeşir ve çamur türü malzemeler ise diğer bir grubu oluşturur. Çocuk bu malzemelerle kendi kendine birçok şekil yaratabilir.

Çocuğun hayal dünyasına hitap eden ve destekleyen bebekler ve hayvan figürlerinin bulunduğu gruba ait bu oyuncaklarla oynayan çocuk kendi oyun dünyasını kurar ve içinde yer alır. Bebeklerini giydirir. Hayvanlara ses verir. Onlar gerçekmiş gibi bir hayal dünyası kurar.

Başka bir grup ise, çocuğun bir yetişkin gibi davranabilmesini sağlayan ve becerilerini geliştiren küçük ev eşyalarından oluşur. Yetişkinlerin dünyasında gördüklerini taklit yoluyla kendi dünyasında uygular. Küçük mutfak aletleri, tamir malzemeleri, fırçalar bu gruba girer.

Çocuğun hem bedensel hem de zihinsel yeteneklerinin gelişimini destekleyen jimnastik aletleri ve inşa malzemeleri ayrı bir grupta toplanabilir. Legolarda yine bu grubun içerisinde yer alır.

Ahşap Oyuncak

Oyuncak tarihine baktığımızda ahşap oyuncakların binlerce yıldır kullanıldığını görmekteyiz.

“Neden ahşap oyuncak?” sorusu karşımıza çıktığında bunun yanıtını birden fazla seçenekte sıralamak mümkündür.

  • Doğal malzeme olması nedeniyle ahşap oyuncak çocuk sağlığı için en doğru materyaldir. Çoğu ahşap malzeme doğrudan doğruya hiç cila atılmadan kullanılabilir. Bu tür malzemeden yapılan oyuncaklar çocuk sağlığı için yararlıdır.
  • Ahşap oyuncakta ürün yelpazesi sonsuzdur, mutlaka bir fabrikasyon üretime geçilmesi gerekmez, kendine göre ürünler tasarlamak mümkündür.
  • Ahşap oyuncaklar nesilden nesile geçen ürünlerdir, dededen toruna geçen bu ürünler, eskiyince bile değerlidir.
  • Ahşap oyuncaklar, geri dönüşümlüdür.
  • Ahşap oyuncak yapımı için ağaç kesmeye gerek yoktur. Budanmış ağaçlardan ve doğanın dengesini bozmadan kesilen ağaçlardan da ahşap oyuncak yapılır.
  • Ahşabın sıcaklığını, ahşap oyuncağın dokusunu hissetmek, elinde tutmak değer verdiğimiz ahşap oyuncağın kaynağına, yani ağaca, doğaya değer vermemize sebep olur. Her nesnenin bir kaynağının, dönüşümünün olduğunu çocuğa aktarmak için iyi bir araçtır.
  • Ahşap oyuncak dayanıklıdır, bozulmaz, kırıldığında yapıştırmanız, rengini değiştirmeniz mümkündür.
  • Ahşap oyuncak veya küçük ahşap aksesuarlar sadece oyuncak ve eğitim aracı olarak değil aynı zamanda terapötik araçlar olarak da kullanılır. Özellikle çocukların sorunları ya da düşüncelerini aktarabilecekleri veya temsili anlam katabilecekleri oyuncaklar uzmanlar için önemlidir.
  • Ahşap oyun araçları birçok yaş grubuna hitap eder. Örneğin bir tangramla üç yaşında bir çocuk oynarken aynı zamanda yetişkin de çocukla veya tek başına bu oyunu oynayabilir.
  • Ahşap oyun araçları nesiller, kültürler arasındaki kaynaşmayı da sağlar. Örneğin, dedesinin yapmış veya oynamış olduğu topacın çocuk için özel bir değeri vardır.

İnsan gelişiminde oyun ve oyuncak her zaman önemini koruyacaktır; çünkü oyun öğreticidir. İnsanoğlunun var oluşundan itibaren topluluklar halinde yaşamış olması, sosyal ihtiyaçlarını karşılaması ve sosyal becerilerini geliştirebilmesi ile mümkün olmuştur. Toplumlardaki sosyal uyum ve gelişme ihtiyacını destekleyen oyunlara her ortamda gerek duyulmuştur.

Yazan:
Gürcan AVCU
Uzman Psikolojik Danışman