Evden Uzakta

Öğrenimini yurt dışında sürdürmek veya yeni bir yaşamı deneyimlemek son yıllarda gençlerin üzerinde çokça düşündüğü bir gündemdir. Yurt dışına açılma isteğinin altında gençlerin ve ailelerin kendilerine göre birçok sebebi bulunmaktadır. Yurtdışına çıkış, çok yönlü ve çok katmanlı ele alınabilecek bir konu olmasına rağmen, bu yazıda daha çok psikolojik boyutlarına değinilecektir.

Psikolojik hazırlık yapmak her önemli yaşam dönemecinde, bireyin yeni koşullara uyumunu kolaylaştırmaktadır. Lise eğitimini tamamlayıp üniversite eğitimine başlangıç yapan genç, yepyeni roller ve sorumluluklar alır. Artık yetişkin statüsünde, kariyerini inşa eden, mesleğini edinme konusunda kendine yön veren bir bireydir. Üniversite eğitimi kimi zaman gencin şehir veya ülke değişikliği yapmasını gerektirir. Her iki deneyim de bireyin yaşam alanında ve koşullarında önemli adımlar atmasına neden olur. Şehir veya ülke değişikliği sonucunda gencin yurt ya da aileden ayrı evde yaşam tecrübesi olacaktır. Genç bu yeni düzene aileden uzakta başlangıç yapıyorsa, kendisine yepyeni beceriler katması gerekecektir. Özellikle sosyal çevre gelişene kadar bireyin uyum sürecinde psikolojik ön hazırlığının olması oldukça yararlı olacaktır.

Maalouf, A.Doğu’dan Uzakta” romanında (2012), “Her insanın gitmeye hakkı vardır, onu kalmak için ikna etmesi gereken ülkesidir.” der. Gencin evden uzakta yaşamayı seçmesi, arkasında bir şeyleri bırakarak yeni bir yaşamı deneyimleme arzusu ile ortaya çıkar. Bir şekilde kendini var edebilmesi için kendini yeniden inşa etme çabasına girişir. Yurt dışı söz konusu olduğunda da görece ülke şartlarına göre güvenli ortamının dışına çıkmayı göze alabilmesi gerekecektir. Yaşadığı gelişim döneminin de etkisi ile yeni deneyimlere açık olması, yetişkinlere göre yeni durumlara daha çabuk adapte olabilme becerisi, heyecanı, bitmeyen enerjisi gibi faktörler ona yardımcı olacaktır. Bunun yanında, yaşının özelliği olan duygusal iniş çıkışlar, aitlik duygusuna olan ihtiyaç, sosyal ilişkilerin önemi, kendini var edebilme ve değerli olduğu duygusuna olan ihtiyaçları da yaşayabileceği zorluklar olarak ilk etapta akla gelmektedir.

Ayrılık

Gencin, ayrılıkla birlikte geride bırakacakları, yalnız olmanın getirebileceği tekinsizlik ilk zamanlarda baş edilmesi gerekli önemli problemler olarak karşısına çıkabilir. Aslında bir başka bakış açısıyla bu, içinde göç etmenin unsurlarını da barındırmaktadır; çünkü göç etmek de aslında bir ayrılıktır. Daha iyi imkânlara sahip bir ülkeye gidilse de, bu bir kayıp yaşanmadı anlamına gelmemektedir. Farklı bir ülkede nelerden ayrı kalınmaktadır?

İçinde bulunulan toplum, aile yapısı, kültürel yapı, inanışlar, değer yargıları, alışkanlıklar, sosyal ilişki örüntüleri kişiliği şekillendiren önemli yapılardır. Yaşanacak yurtdışı deneyimiyle ister istemez bu etmenlerden gözle görülür şekilde uzak kalınır. Tüm bu durum da ayrılık meselesini gündeme getirecek, yaşanılanların sürekliliğini bir zaman için kesintiye uğratacaktır. Bu da kişiyi kimliğini oluşturmak için kendini bulma çabasında, yaşanılan ortamla uyumlu hale gelecek arayışlara itecektir.

Ana vatandan ayrılmak daha önce yaşanılan birçok ayrılığı da tetikleyebilir ve kişinin kendisi ile tekrar bir iç hesaplaşmaya girmesine neden olabilir. Kalmak ve gitmek iki farklı seçimdir ve kişinin geçmiş yaşantıları, hedefleri, aile öyküsü, motivasyonları bu seçimi önemli derecede etkileyecektir. Yeni hayatın kurulacağı ülkenin, şehrin özellikleri, kültürel sosyal yapısı kişinin kimliğiyle uyumlu ise adaptasyon daha kolay olabilecekken, büyük farklılıkların yaşanması halinde, uyum göstermek daha sancılı olacaktır. İnsan doğal yapısı gereği alışkanlıklarından vazgeçmeme eğiliminde olurken, yeni yaşamın dayattığı değişikliklere de uyum göstermek isteyerek ikilem içinde kalabilir. Bu dengesizlik kişinin, bir yanda değişiklik, bir yanda süreklilik isteyen yönlerinin çatışması gibidir.

Kuşak araştırmacısı ve “Onlar Göçtü Buradan” kitabının yazarı Evrim Kuram (2021) şöyle der; “Göç edenlere Türkiye’de en çok neyi özlediklerini sorduğumuzda yüzde 43.5’i “Ailemi ve Akrabalarımı” yanıtını verdi. Yani gurbet bir coğrafya değil, kalpte, duyguda bir bağlantı eksikliği. Buna aidiyet eksikliği de diyebiliriz. Bir kara parçasını değil, bir topluluğa ait olma eksikliğidir.” (Cumhuriyet Gazetesi Eki,18 Eylül 2021)

Kültür Şoku

Yurt dışına yaşamak için çıkan kişilerin, birçoğunda görülebilecek bir kavram da “Kültür Şoku” kavramıdır. Kültür şoku kimlikte yaşanan dengesizliklerle ilişkilidir. Tanıdık güvenli alandan, bir anlamda yeniye ve güvensize geçmek olarak da düşünülebilir. Bir bakıma bu süreç bir ayrışma, büyüme, gelişme, kendi ayakları üzerinde durabilme, kendi kararlarını alabilme ve sorumluluklarının daha iyi farkında olabilmeyi gerektirecektir. Tüm bu ayrışma içerisinde geçici kaybedilenlere bakıldığında anavatandan, ana dilinden uzakta olmak bir nevi kişide yas sürecini tetikleyebilir. Genç bu özlemini kendi gibi aynı ülkeden gelen gençlerle buluşarak giderebilir. Gencin yeni geldiği ülke dilini konuşabiliyor olmasına rağmen kendi dilinden uzaklaşması yaşananlara yabancılaşmasına, bir şekilde uzaklaşmasına sebebiyet verebilir.

Kültür şokunun belirtilerine bakıldığında; yeni bir çevreye adım atmanın getirdiği tedirginlik hissi, ev özlemi çekme, aile ve arkadaşlarına duyulan özlem, kendi ülkesinden insanlara ve bir öğrenci danışmanına bağımlılık geliştirebilme özgüven kaybı, kimsenin tarafından anlaşılmadığı duygusu, kolay öfkelenme, ufacık meselelerde gereğinden fazla tepki verme gibi durumların görülebileceği ifade edilebilir.

Kültür şoku dört aşamada gerçekleşir. İlki balayı dönemi diye adlandırılabilir. Her şey yeni ve eğlencelidir, genç çok meşguldür. İkinci dönem alınganlık ve düşmanlık şeklinde deneyimlenir. Kişi artık tatil için orada olmadığını bilir. Üçüncü dönem anlamadır. Genç yeni ortamını anlamaya çalışır ve düşmanlık hisleri azalır. Dördüncü dönem ise uyum ve kabullenmedir. Üniversiteyi evi gibi görmeye başlar.

Gencin kültür şoku ile baş edebilmesi için öncelikle ona yaşayacağı zorluklar hakkında bilgi verilmelidir. Örneğin; her gün İngilizce konuşmanın zorlayıcı olabileceği, kendi kültüründe alışık olmayan durumlarla karşılaşabileceği, gittiği ülkede farklı aksanlarda konuşmaların olabileceği, bunlara alışmak için kendine zaman tanıması gerektiği, çevresindeki kişilerin onun aksanını anlamayabileceği, yavaş konuşması önerileri hatırlatılabilir.

Gencin, yeni kültürel çeşitliliğin tadını çıkarmaya çalışması için teşvik edilmesi, bu aşamalardan geçmiş bir kişi bulma imkânı sağlanabilirse onun deneyimlerini dinleyerek yalnız olmadığı duygusunu yaşamasının sağlanması kültür şokunu daha rahat atlatmasını sağlayacaktır.

Aile ve Gencin Hazırlığı

Bireyin zorluklar karşısında güçlü kalabilmesi, pes etmeden devam etmesi için hedeflerini iyi belirlemesi, potansiyelini ve beklentilerini göz önünde bulundurması gerekir. İyi bir hedef kişinin ilgi, beceri ve yetkinlikleriyle örtüşüyor olmalıdır. Aynı zamanda bireyin istekleri, bilgi birikimi de hedefiyle uyumlu olmalıdır. Bu sayede bireyin kendisiyle uyumlu, başarı elde edebileceği bir hedefe yönelmesi mümkün olacaktır. Hedefini doğru belirleyen bir bireyin ise motivasyonunu sürdürmesi çok daha kolaydır. Yurtdışında üniversite eğitimi daha bilinçli ve hazırlıklı planlar yapmayı, stratejik düşünmeyi gerektirir.

Gidilmesi düşünülen ülke, okumak istenen okul, yaşayacağı bölge, ülkenin kültürü, ulaşımı, yemekleri, dili, dini hakkında bilgi toplanmalıdır. Gencin gideceği ülkede yaşayan ya da yaşamış tanıdık varsa onlarla iletişime geçerek onun deneyimlerinden faydalanması sağlanabilir.

Her ülkenin şehir içi ulaşım ağı farklıdır. Önceden edinilen ulaşım ağı haritalarıyla gencin ön çalışmalar yapması yararlı olacaktır. Ülkeler arasında sağlık hizmeti farklılık gösterebilir. Bu nedenle sağlık hizmetleri hakkında bilgi alınarak sigorta poliçe kapsamı genişletilebilir. Trafik kuralları, kamu kuralları, düzen noktasında da ülkeler arasında pek çok farklılık olabilmektedir. Gencin gittiğinde beklenmedik cezalarla karşılaşmaması için önden bilgi edinmesinde fayda olacaktır. Edinilecek tüm bu bilgiler gitmeden önce gencin psikolojik hazırlığı için yardımcı olacaktır.

Yurtdışında üniversite eğitimi almak isteyen gencin gideceği ülkenin diline hâkim olması oldukça önemlidir. Gideceği ülkenin dilini en azından temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek kadar öğrenmesi faydalı olacaktır. Aynı şekilde eğitim dilini ileri düzeyde bilmek, akademik anlamda kendisini iyi ifade edebilmesi için gereklidir. Espri yapabilme ya da anlama, mecaz kullanabilme, o dile özgü atasözlerini öğrenme de iletişimin daha keyifli hale gelmesini sağlayacaktır. Dil yeterliliği istenen seviyede olmadığında da başvurular kabul edilebilmektedir. Ancak bu durumda bir bazen iki yıl dil eğitimi alınıp sonrasında bölüm derslerine başlangıç yapılabilmektedir. Bu da o ülkede geçirilecek süreyi ve dolayısıyla mezuniyet yılını ötelemektedir. Açığa çıkan fazladan sürenin ekonomik planı da etkilemesi söz konusu olacaktır. Bu nedenle dil yeterliliğinin önemi göz ardı edilmemelidir.

Özellikle ülkemizden gidecek öğrenciler için yurtdışında üniversite eğitimi ortalamanın çok daha üzerinde bir maliyet gerektirmektedir. Ailenin bütçe açısından çocuklarını yurt dışına gönderebilme gücü olmaması, gencin de buna karşı çok istekli olması karşılaşılan durumlardandır. Bu tür yaşanan durumlarda son anda gence söylenmesi yerine ebeveynin gencin zihnini ve duygusal dünyasını hazırlaması, şartları gerçeklik penceresinden aktarması gereklidir. Ailenin zaman içinde fikrini değiştirmesi, sessiz kalmayı tercih edelim gibi yaklaşımları genç için büyük hayal kırıklıklarına, güven ilişkisinin bozulmasına ve gelecek ile ilgili sağlıklı beklenti oluşturması konusunda olumsuz etkilenmesine neden olacaktır. Ailenin çok net, şeffaf olması, durumun ne olduğunun ayrıntıları ile gence anlatılmış olması ve gerçeğin hiçbir şekilde saklanmaması çok önemlidir. Bu durumun söz konusu olmadığı eğitime ailenin destek verebilmesi durumunda, mutlaka genç ile birlikte gitmeden bütçe planlaması yapılmalıdır.

Yurtdışında üniversite eğitimi söz konusu olduğunda ihmal edilen konulardan biri okunacak üniversitenin ülkemizdeki denkliğinin bakılmamasıdır. Yurtdışındaki her üniversitenin ve her bölümün ülkemizde YÖK onaylı diploma denkliği bulunmamaktadır. Denklik koşulu ülkeye geri dönüldüğünde diplomanın resmi kurum ve kuruluşlar tarafından kabulü için gereklidir. Bu durum ise iş bulunmasını ve ülkemizde üniversite mezunu olarak kabul görülmesini zorlaştıracaktır.

Bir diğer önemli konu ise üniversite kabul koşullarının dikkate alınmasıdır. Her üniversitenin kabul için benzer şartlarının dışında kendine özel kriterleri de bulunmaktadır. Dolayısıyla üniversite kabulü için gerekli olan, yurtdışı üniversite kabul sınavlarının dışında bu yönlerine de yatırım yapılmasıdır.

Aileden ve evden ayrılmak pek çok birey için oldukça zorlu bir tecrübedir. Aile gencin evdeki yokluğunu kabullenmekte, genç ise ailenin fiziki desteği olmadan yeni döneme adapte olmakta güçlük çekebilmektedir. Aradaki mesafe uzayıp ulaşım şekli de zorlaştıkça her iki taraf için manevi yük artabilmektedir. Yurtdışında üniversite eğitimi ise ilk ayrılık için oldukça büyük bir adım olabilir. Hem aile hem de genç bu süreçte daha fazla zorluk yaşayabilir. Bu da her iki tarafın yeni dönem için iyi bir psikolojik hazırlık yapmasını gerekli kılar. Gencin yaşıyla ve potansiyeliyle uyumlu şekilde aileden kademeli olarak ayrılabilmesi gerekir.  Yaz dönemlerinde yurtdışı yaz okulu tecrübesi değerlendirilebilir veya tek başına planlayacağı bir seyahat ya da tatil değerlendirilebilir.

Çocuğunun yurtdışında üniversite eğitimi alma isteğini destekleyen ailelerin de psikolojik hazırlık yapması gerekir. Bu süreç sadece çocuk için değil aile için de yepyeni tecrübeler edinecekleri önemli bir değişimi içermektedir. Aile çocuğunun başka bir ülkede olduğunu, istediği sıklıkta görüşme fırsatının olmayacağını kabullenmelidir. Çocuklarına zorluklarla başa çıkabilme noktasında güven duyulmalı, bu yeni sürece adapte olabilmesi için cesaret verilmelidir. Aile kaygılıysa bunun genci olumsuz yönde etkilememesi için kaygılarını yönetebilmesi önemlidir.

Gelişen teknoloji araçları sayesinde aileler artık çocuklarıyla daha sık ve doyurucu görüşmeler yapabilmektedir. Bu sesli veya görüntülü görüşmeler hem yurt dışında olan gence, hem de aileye, yaşanan hasrete dayanıklılık kazandırması konusunda destekleyici olmaktadır.

Yurtdışında üniversite eğitimi hem genç hem de aile için yeni ve farklı bir deneyimdir. Bu deneyimi edinirken karşılaşılabilecek zorluklarla başa çıkabilmek için hazırlık yapmanın ne kadar yardımcı olacağı inkâr edilemez bir gerçektir.

Yazan:
Filiz Koçak
Psikolojik Danışman